Aylık arşivler: Haziran 2013

3 HARF TEK KELİME BELKİ DE ÇÖZÜLEMEYEN TEK DENKLEM :)

A

 

Zaman değiştikçe insanlar değişiyor,hayatımızdaki kavramlar başkalaşıyor,Mesela aşk…

Geçmiş zamanda neydi aşk Leylayla Mecnunun ki gibi bir şey miydi? Yoksa Ferhat’la Şirinin ki gibi mi? şimdilerde ise her şey faso fiso peki neden böyle insanların mayası mı bozuldu, yoksa zaman içinde duygular mı değişti? Değişen ne…

Bence aşk bir aptallık hali olmalı gece yatarken onu düşünüp,sabah ilk gözünü açtığında aklının onda takılı kalması hali,ya da ne bilim midendeki öküzün yerinden kalkıp ta o açıklık alanda kelebeklerin yakalamacılık oynaması hissi olmalı,ya da onun için endişelenmek,ondan ses seda çıkmayınca merak etmek olmalı.

Bazen gitmesine izin vermek,bazen sabırla beklemek olmalı…Peki sizce aşk nasıl olmalı

Huzur

huzur_105110

Kalabalığın içindeyken bile insan yalnız hissedebiliyor bazen,hayat o kadar yoruyor ki çevrendekilere kendini anlatmak için gösterdiğin onca çabadan sonra aman diyorsun “kendimi onlara anlatsam ne kadar anlayacaklar ki yine anlamak istediklerini duyup kendilerine en uygun olan kısmı seçmeyecekler mi? içinden” yaradılışımız gereği yıkılmaz tabularımız var çünkü …

En iyisi hiç kimsenin olmadığı bir yere gideceksin şimdi, sakin huzurlu her şeyden uzak ,mesela Ağva’ya nehir kenarında bungalov evlerde  hasırdan sandalyende, elinde balık oltan, yanında yalnızlığın ve sen tuttuğun balıklardan güzel bir masa kurup karşılıklı rakı balığa oturacaksın…

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun ?

 

 

 tumblr_mnf7ey4Ikb1raujz4o1_500

Ne güzel de demiş Nazım Hikmet dizelerinde okuyunca içim bir tuhaf oldu,sizinle paylaşayım istedim,

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
                    içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
                    ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
                        senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
                                     yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
                    biri sen
                    biri de ben….

Erken Babalar Günü ….

 

 1

 

Babalar gününden ne kadar nefret etsemde,Babacığım babalar günün kutlu olsun….

 

Hayat herkese eşit davranmaz sözü çok doğru kimisi bu hayata  ya şanslı ya da yenik başlar, bende bir nevi  şanslı başlayıp daha sonra hayatın azizliğine yenik düşenlerdenim. Daha 11 yaşındayken babamı kaybettim,hayatımın değiştiği bebeklerimle oynayacağım vakit annem ne düşünüyor,neden üzgün diye düşünmeye başladığım zamanlardı…

 Şimdi 23 yaşındayım,oniki yıl önceyle şimdiye baktığımda hala içimin sızısı hafiflemedi onu farkediyorum.Oysa çocukken büyüklerimizden duyduğumuz zaman her şeyin ilacıdır sözüne ne oldu,zaman hiçbir bokun ilacı değil işte.

Ne zaman bir sarı taksi görsem babamı hatırlıyorum,astım hastası olduğu ve evimiz dik bir yokuşun tepesinde olduğu için berber dükkanımızın karşısında bulunan taksi durağından taksiye atlayıp akşam berber dükkanımızı kapattığı gibi evimizde olurdu,babam eve girdiği an evimizi berber dükkanının kokusu ve o babamın kendine has baba kokusu sarardı,işte o zaman evimiz ayrı bir huzurlu olurdu.Yine böyle günlerden birinde masada oturmuş yemeğimizi yerken babam kontrol için Samsun’a gideceğini ama rutin bir şey olacağını söylemişti,çok küçük olmama rağmen içimi öyle bir korku kaplamıştı ki.

Neyse Sinop-Samsun arası yakın olduğu için hastaneye giderken kimseyi istememişti yanında,o gün babam evi aramıştı.

-Anjiyo sırasında fenalaştım, doktor hastaneye yatırdı ama korkmayın demişti.

Annem bunu duyar duymaz birkaç parça eşyayı alıp babamın yanına gitmişti,bizde komşulara emanet edilmiştik.

Babamın kalp damarları tıkanmıştı,ameliyat edilmesi gerekiyordu.Hastanede olduğu her gün babamla telefonda konuşuyorduk.Hastaneye yatışının 14.günü babamla aramızdaki konuşma şöyle gelişti;

 -Çocuklar annenize sürpriz yapacağım,o kaldığı misafirhaneden yanıma gelene kadar ben ameliyata girip çıkacağım.

 -Ya sana bir şey olursa baba.

 -Bana hiçbir şey olmayacak söz veriyorum,ameliyattan sağsalim çıkıp annenizi de alıp döneceğim.

 -Peki diyebilmiştim sadece.

 O günde diğer günler gibi komşunun bizim için hazırladıkları yemekleri yiyip,yemekten sonra üzerime çöken uyku mahmurluğuyla odaya geçip biraz uzanmıştım,gerçek olmasını istemediğim bir rüya görmüş,ter su içinde uyanmıştım.

Rüyamda babamı hastaneye ziyarete gidiyorduk,benim elimde kır çiçeklerinden bir buket babam rengi sapsarı bir biçimde sedyeyle birlikte yanımızdan geçerken elimdeki çiçeği ona uzatıyordum,o ise çiçeği alıp sedyeye tekrar yatıyor ve gözlerini kapıyordu.

 Bu garip rüyanın ardından kapı çalınmıştı,gelen Babaannemdi gözleri kırmızıydı,ablamla babaannemi içeri aldığımızda babaaanemin gözlerinin kırmızılığının nedenini  sorduğumuzda,grip olduğunu söylemişti.Ben içeri odaya yollandığımda ablamla abimin seslerini duymuştum.Sonrası mı bütün akrabalar bizim eve doluşmuştu,bense hani söz vermiştin baba gelecektin diye bağıra bağıra ağlamıştım.

O günden sonrası mı zaten  hiçbir şey eskisi gibi olmadı annem hep bir yarım,ablam hepimiz için çok güçlü olmaya,ağabeyimse hepimiz için kendince güçlü bir savunma mekanizması oluşturmaya çalıştı,bense o günden sonra annemin gözünün içine bakan gece ona da bir şey olmasın diye o uyuduktan sonra annesinin nefesini dinleyen kaybetme korkusuyla büyüyen bir çocuk oldum.

Babamın hepimizin içinde bıraktığı boşluk öyle büyük öyle derindi ki o koca delik hala kapanmadı.Öyle ki bütün babalar günü,bütün bayram ve bütün düğünlerden nefret ediyorum hatta kış mevsiminden bile çünkü biliyorum ki babam gitti bir daha gelmeyecek annem kış mevsiminde babam karın altında üşüyor diye hala pencere kenarında oturmaya devam edecek…..